Pazar, Aralık 5

Yağmuru Bağışlar Gibiyim



Sanırım yağmur yağıyordu. İçerideydik. Sadece sesini duyabiliyordum. Ama sesi bile huzurdu onun, gülümsüyordum. Karşıma geçip bana kızgınca baktı. Bakışlarında her zaman bir sorgulama vardı. Her zaman azarlardı. Gülümsemeye devam ettim. Umursamadım bakışlarındaki küçümseyişi. Beni tanıyordu. Onu tanıyordum. Dert değildi. Oturdu. Tam karşıma. Bir sandalye çekti, oturdu. Ellerimi avcunun içine aldı. Dışarıda yağmur hızlanmıştı. Damlalar yerlere düştükçe değerlerini kaybediyorlardı. Gökten tek bir damla halinde düşüp, yerde milyonlarca damladan oluşan göllere karışıyorlardı. Tıpkı insanlar gibi. Çoğaldıkça değersizleşiyorlardı.
Ellerinden içime akan sıcaklığı seviyordum. Huzurdu işte. Tadılasıydı. Sevilesiydi. Düşünmek her zaman yaramazdı, hissetmeliydi. "Yapma..." dedi bana. "Bu kadar güçsüz olma." Gözlerinin içine baktım. Gülümsedim. Ellerimin cılızlığından anlamasını bekledim;
-ben küçüğüm, dayanamam, dedim ona ellerimle.
-insanlar fazla acımasız, dedim gözlerimle.
-mutluluğun denklemleri fazla karmaşık, dedim beynimle.
Hepsini duydu. Hak verdi. Gözlerini yere devirdi, düşündü bir süre. Bana hak vermişti! Sevilesiydi. "Ne istiyorsun?" dedi. Düşündüm... Düşündüm... Beynimden boynuzlu atlardan, pembe panjurlu saraylardan, yıkılmayacak kumdan kalelerden ya da hiç gitmeyecek insanlardan oluşan çocukça hayaller geldi, geçti. Gülümsedi. O herşeyi bilirdi. İçimi, dışımı. "Büyü biraz." dedi. Dudaklarımı büktüm. Yağmur yavaşlıyordu. O da gidecekti. Nefes alışverişlerim normale dönmek üzereydi. Damağımdaki sütlü çikolatanın tadını hala alabiliyordum. Elini kaldırdı, irkildim. O bana el kaldırmazdı, bilirdim. Kaldırdığı elini saçlarıma indirdi. Gözlerimi yumdum. Gideceğini biliyordum. Sonra bir kaç rüya gibi dakikada saçlarımı okşadı. Kafamdaki tüm derdi tasayı yağmura kattı. Ceplerini karıştırdı, dudağımın kenarına minik bir gülümseme bıraktı. Toparladı tüm etraftaki hüzünleri, pencere pervazındaki göz yaşlarını, tezgahtaki kötü anıları. Kalbime doğru yola çıktı. Yarattığım tüm ben'erin yanına.
Gittiğinde oda boş, kalbim kalabalıktı.
Gülümsedim. Geri geleceğini biliyordum...
O, ben öldürmeden ölemezdi.

/içimdeki kalabalık I
rüya gibi hayaller...


7 yorum:

  1. Bu yazıya bir cappiçino gider..

    YanıtlaSil
  2. heeey bu yazı çok iyi bir edebiyat.
    veya çok iyi bir fransız filmi sekansı gibi.
    :)

    çok tatlısın.

    YanıtlaSil
  3. Heeeey teşekkür ederim. :)
    Edebiyat parçalamalı bazen.

    YanıtlaSil
  4. Kendi yazılarımdan utandım lan.

    YanıtlaSil