Perşembe, Ekim 28

Siz Hiç Martılarla Şiir İçtiniz mi?


I.
Öpüldüğü yerlerden kanar aşk
Acı siyahtır oysa, kanar ve boyar gözleri
Gülüşlerimi tahliye et ey Panos ..! Cezasını çekmedim mi..?


II.
Yüzüme kapattım telefonu, sesimi duymak istemiyorum
Zamanla kabulleniyor insan arızalı ümitleri,
Meşgule düşen beklemeleri
Kendimden kaçıyorum, beni saklayabilir misiniz?

İçinden taşan bir kadının dalgaları ıslattı aynayı.
Ayna..! Göstermiyor iç yıkımları
Ağrıyan kırgınlıklarımın test sonucu geldi oysa
İyi huylu çıktı yüreğimdeki sevgi.. Kahrol ayrılık..!



III.
Dikişleri kaynadı kesilen mavilerin
Suya düştü öpüşüm, düpedüz intihar bu
Dur! Ölme. Öpüşmelerim.
Ağzımla kuş tutsam yaranamam artık aşk’a
Ben de alır kanatlarıyla lir çalarım
Hadi uyan içimdeki kadın,


söyle şarkını, dillen..sahnedesin
sahne sensin
ağlayacaksan, başlamayalım.


IV.
Firar etti özlem, geceler tutuştu
Hayatım uykuya daldı göğsümde, saçlarını okşadım
Kim serdi üzerime bu sessizliği..? Terlemek kötü.
Bağışlasın beni çocukluğum, koruyamadım yumuk ellerini.
Dağınık sevgilerin ortasında kaldı yaptığım kumdan kaleler
Dikenli teller örelim anılarımın çevresine,
Yaralanmasın sevişmelerim.



V.
Uçakların arkasından su döktüm bekleyenler için
Gemilerin rotasına çiçekler ektim
Suladım tren garlarında
unutulan hüzünleri

Halinize gülün, halime değil
Blöfünüzü gördüm, artık çekiliyorum
Son kez sigaramı yakar mısınız..? Ateşime kar yağdı.





VI.
Siz hiç martılarla şiir içtiniz mi?

Sızdınız mı bir yıldızın üzerinde dibe vurmuşken..?
Bıçak kemiğinize dayandı mı, kemiğiniz dahi titrerken..?
Çıldırmak içten değil, dışarısızlığımdan geliyor.



VII.
Kimlerin albümlerinde resmim varsa tozunu alsın lütfen,
Öksürüyorum.
PELİN ONAY


Bir Mimdir İki Mimdir

Evet az evvel ödüllerimi dağıtırken de sevgili Hayalci tarafından mimlendim. Takdir edersiniz yeni blogcu olduğumdandır mim yazmayı seviyorum. Hem bilgisayar kalktı kalkacak, o yüzden hemen yazmaya çalışıyorum aklımı kurcalayanları.
Şimdi, iki tane mimimiz var. İlki kolay bir mim. Blogumdan en çok okunan 5 yazı.
İstatistiklerim şöyle diyor.

Linklerini de ekleyeyim.

----

Time To Fly
en sevdiğim resimlerden biridir.

Bazı Zevkler, Pahalı Zevkler
nikonla kendi iç kavgamı anlattığım yazım.

Dizi Koması!
o diziden bu diziye savrulmamı konu alan yazım.

Deja Vu!
beyoncé manyaklığımın tavan yaptığında paylaştığım video ve yazı.

Alone
kendisi bayıldığım bir resimdir.

İkinci mimimize geçelim. Bunda da Hayalci demiş ki. En sevdiğin 5 abur cuburu bizlerle paylaş.
Bir düşüneyim.

Tane Mısır
Aslında bu dediğiniz kategoriye girer mi şüpheliyim ama ben bununla bir ömür geçirebilirim. 


Petito Ayıcık
İlkokulda 2 tl harçlık alırdım. 25x8. Düşünün artık.



ChocoMia
Şölen diye önce bi dalga geçmiştim ama yedim. Kendime sövdüm. Harçlığımın en büyük düşmanıydı bir aralar.



Çikolata Keyfi Antep Fıstıklı
Tadı cidden çok güzel olum.


Jelibon Kola
Dişlerimdeki tüm ağrılardan o sorumludur.


Bu iki mimi yapmayan kalmamıştır sanırım. İkisini sadece Nikita bebeğe yolluyorum. Kolay gelsin. :)

Dark Victories Ödül Töreni :)

Evet şu sıralar bloglardan gezen mim ile bloglar birbirlerine ödüller yağdırıyorlar. Bir iki gündür rastlıyordum bugün de ilk ödülüm geldi. Bana ilk mimimi şutlayan ™ мγdяєaм tarafından aldım ödülümü tekrardan teşekkürlerimi iletiyorum buradan da. :)
 Şimdiki konumuz da benim 15 kişiyi ödüllendirecek olmam. Daha önce ödül alanların aralarında olduklarını biliyorum, tamamını takip edemesem de okuduklarımda gözüme çarpanlar olmuştu. Ben şimdi okumayı sevdiğim blogları ödüllendireceğim. İsterse 2. isterse 3. ödülü olsun, göz çıkartmaz canım. :)

And the Victory awards goes tooo;
1) Mia Wallace
2) Benyeşileçalanelagibiçikolataromalıhuysuzbireylülüm
3) Hayalci
4) Ayşa
5) Mrs. Baros
6) 8ex-en8
7) Lazanya
8) Cemo
9) Fuchsia Regina
10) zey0zey
11) hmm~
12) Francesca Mckennitt
13) Nikita Roxie
14) Süpernova !
15) Baş Harfi Ğ

Ve böylece bir mimin daha sonuna geldik. Biraz sonra diğer bir mimle karşınızdayım.
Hadi şimdi hep beraber soğuyan havalara lanet edelim! Hoşçakalın... :)

Çarşamba, Ekim 27

Bazı Zevkler, Pahalı Zevkler

Nikon'a sorarım. Makinaların neden bu kadar pahalı diye. Zengin kızlarının elinde görüp neden içimi ezdiriyorsun diye. Benimle derdin ne diye. Beni anlamaz. Türkçe bilmiyor kendisi. D80. Bakın dikkat edin 90 bile değil. Bir d80 takıntısıdır gidiyor bende senelerdir. O zamandan bu zamana biriktirsem alırdım da bendeki de miğde, bende ki de can. O kadar para biriktirmeye dayanır mı bendeki doyumsuz nefis. Her seferinde tamam olacak galiba diyorum, bir sorun çıkıyor.Ya annemden böyle büyük isteklerde bulunacak kadar, böyle büyük hediyeler hakkedecek kadar uslu çalışkan hayırlı vs bir evlat olduğumu da düşünmüyorum açıkcası. Babamı söylemiyorum zaten. Sanırım ilk fiyatını duyduğumda dediğim gerçek olacak. "İlk maaşımla". Belki ilk maaşım ufak birşey olur ama o zaman x2 x3 yaparım, onu kesiyor gözüm. Bankaya yatırırım ya da anneme emanet ederim, yaparım birşeyler. Ya ama yapıcam. Bir gün uyanıcam ve baş ucumdaki komidinde kitabımın yanında bir makinem olucak. Ve onu alıp çıkıcam dışarıya. Dağı bağı çayırı çekicem. Kıyıköye ve Faralyaya tekrardan gidip fotoğraf komasına giricem. Bir sene önce vazcaydığım Moda Fotoğrafçılığı mesleğinden genzime yapışanları ablamı Sayla'mı Seli'mi Aslola'mı modelim yaparak gidericem. Of yapıcam işte. Bazı zevkler pahalı oluyor, naparsın. Böyle yıll boyu beynini kemirip kendine küfrettiriyor.

Bak bak havalara bak. Alain Delon.
 Bu arada :)


Günün resmi mi desem artık günün animesi mi, fan artı mı, digital artı mı, bilmiyorum ama;
Çok duygusal be abi.

Salı, Ekim 26

Deja Vu!

 

Beyoncé deja vu live


Biri bana bu kadını sevmemek için bir mantıklı cümle kursun.
Canlı performans takıntımı en doyurabilen insandır kendisi. Yeni bir şarkı bulduysam ya da bir şarkıcı, kesinlikle açar bir canlı performansını izlerim. Ama Beyoncé'de bu öyle değil. Deja Vu'yu ya da Crazy In Love'ı ilk duyduğumdan beri dans etmek isteği geldiğinde açıp izlerim. 
Size koyacağım çok video var aslında ama. Kimi sever kimi sevmez. Bir tane paylaşıp kaçmak istedim bu seferlik. :)

Pazar, Ekim 24

Time to Fly

İçim Kötülükler İçin Fazla Masum














Yazı yazmanın en güzel yanı şu.
Yaşıyorsun, yaşıyorsun, yaşıyorsun. Milyon çeşit şeye susuyorsun.
Yazdığın anda akıtmaya başlıyorsun. Yasak sözcüklere anlam yüklemeye başlıyorsun.
Yaşanmışlıklara olan lanetini silmeyi başarıyorsun.
Zor oluyor, kolay'ın hayatımda rol oynadığını görmedim henüz.
Zor çünkü bedenin alışıyor daimi susuşlarına.
Bir kere sustuysan, bir daha dışarı atamazmışsın gibi kötülükleri,
İçinde kalmalıyış gibi hissediyorsun.
Hayır dedim bugün yatağımdan sıçrarken. Kalmamalı!
İçim kötülükler için fazla masum. Fazla çocuksu...
Bırakın da içimdeki çocuk saf kalsın.
Şiir yazmalı, akıtmalıyım.
Şiir okumalı, yaşatmalıyım.
Yapmam gerekenlerin başında bunlar geliyor şu anda..
Her zaman da dediğim gibi. "Ne yazdığımı bilmiyorum."
Öyle planlı yapılacak iş değil... Hatta hiç değil.
İçinde ne varsa o... İçinden hangi şarkı geçerse o...
Hangi kötülük ağır basarsa o.
Ama söyleyebilceğim tek motive kaynağı şudur.
Göz yaşlarını içine akıtmaktan kolay.
Kat kat kolay bundan!
İçine atmak ve içine akıtmak arasında fark var...
Ben, bugün hıçkıra hıçkıra ağlamalıyım.
Sayfa sayfa yazmalı, çizmeliyim.
İçimdeki çocuk söylüyor bunu. O bunaldı, o dayanamıyor.
Dedim ya küçük. Dedim ya saf kalmalı...
Öğrenmemeli küfür etmeyi hayata. Tatmamalı acıyı.
Yalanı öğrenmemeli, yalnızlığı sevmeli.
Benim gibi aramamalı birilerini... İstememeli birlikte ağlayacak bir insan.
Ağlarken yalnızsındır. Bunu bilmeli.
Gözleriyle konuşabilmeli. Baktığını değil, tattığını görmeli benden farklı olarak.
Hayatın boşluklarını kendisi doldurmalı. Hayat boş diye yakınmamalı benim gibi.
Tekrarlamamalı "Ben bu dünyaya ait değilim." diye ben gibi.
Dünyanın onu hakketmediğini 'ben' biliyorum, Yeterli.
Kimseye kanıtlamamalı kendini. Ağlıyorsa, ağlıyorum demeli.
Maske takmamalı, gerek duymamalı.
O yazmalı, yaşamalı, yaşatmalı.
Sonsuzlarca çocuk kalmalı..
En azından içim, saf kalmalı .

"23 Mayıs 2009
            Cumartesi"
"İçimdeki bana."
Eski bir yazımı ekleyesim geldi

Dizi Koması!





Resmen şu aralar "dizi koması"ndayım. Artık ne izleyeceğimi seçemiyorum diziport.u açtığımda. Ay ne kadar sinir bozucu. Ki iki hafta izlemediysem, hep ayıp etmişim, terketmişim falan gibi hissediyorum. Sevgili Türk televizyonlarından umudumu keseli çok oldu. Oradan eskiden takip ettiğim diziler var elbet. Herkes bir Çemberimde Gül Oya izlemiştir canım. Ya da bir Asmalı Konak. Ne bileyim başka ne izlemişimdir. Sihirli Annem kolikliğim ailecek bilinirdi. Misafirleri gram takmayıp televizyon başında Sihirli Annem izlediğim günler var. Tamam canım, utanmamı gerektirecek birşey olabilir ama o dizi sıcak geliyordu nedense. Sonra asıl dizi sapkınlığım LOST ile başlaadı. Ve bunu kesinlikle söylemek zorundayım. Ben Lost aşığı bir insanım . O bitene kadar ölerek izledim. Bittikten sonra da ardından hiç laf ettirmedim, onu da eklemek gerek. Sonrasında neler neler neler izlemedim-izlemiyorum ki. Mesela The Tudors. Boleyn serisini kitaplarından aşkla takip ederken o bana çok güzel harman oluyor. Biraz biraz filmin vasatlığını unutturuyor. Biraz diyorum çünkü onun da sinir bozucu yanları var elbet. Herneyse, başka. Leverage. O diziye bayılıyorum! "Kötü insanlar tarafından haksızlığa uğrayan iyi insanları koruyan kötü insanların dizisi." Onu hep böyle tanımlamışımdır kimse hiç birşey anlamamıştır. Bir planlayıcı-bir dolandırıcı-bir hırsız-bir dövüşçü ve bir hacker dan oluşan birgrup işte. İzleyin onu bence. Kaliteli bir dizi. Bu yaz da Pretty Little Liars'a başladım. Tabi o sezon finali yaptı ve ocakta başlayacak. Ama gerçekten meraktayım. PLL şu resimle sezon arasında karnıma ağrılar sokmayı başardı yani.

 
Herneyse işte. Ondan önce yarım bıraktığım onca dizi var. Bir ara Skins izlerdim Baktım bu gençlerin durum kötüye gidiyor. Bıraktım. Sonra Gossip Girl'ü ilk sezon çok büyük heyecanla izledim ama ikiye gelince bıraktım. Sonra Duff'ımın 3. sezonda katılacağı haberleri çıkmaya başlayınca tekrar başladım. 2. sezonu jet hızıyla bitirip 3. sezona geçtim. Ama 10. bölümdü sanırım ya da 11. hatırlamıyorum. Hill'im gitti. Bende diziyi bıraktım. Zaten sıkılmıştım baya. Ama sonra M'im sezon finalinin çok fena olduğunu söyledi. Tekrar izlemeye başladım. Ama bu bir aydır onu da izlemiyorum sanırım.Ve şu aralar Hellcats'e de başladım, neyime güvenerek bilmiyorum. Diziyi sevdim Aly'i severim ama çok hızlı ilerleyen bir konusu var, bir sezona sığdırılacak bir olayı iki bölümde anlattılar. İlginç geldi ne bileyim. Neyse onu da zaman buldukça izliyorum işte. Bundan önce mesela Flash Forward da bitirdiğim diziler arasında. Ya da Sherlock 3 tane 5 partlık mini dizi şeklinde çıkmasına rağmen hala yeni bölüm umuduyla yanıp tutuşan bir insanım. Ve ve ve Glee'yi unutmamak lazım. O diziyi bayadr terkedemedim bak. Sürekli onu izliyordum. Ben müzikal severim. Ve böyle bir dizi. Tamam çok seviyorum işte. Bir ara Desperate Houswifes'ı da takıntı ypmıştım. Hatta ne zaman e2 ya da cnbc'de denk gelsem izlerim bırakamam. İzleyip bıraktığım onlarca dizi var ayrıca. Life Unexpected Merlin ya da How I Meet Your Mother'a da başlamıışımdır tabi de. Bu yoğunluk arasında kaynadı onlarda. Ama cnbcde denk gelsem bi The Big Bang Theory, Chuck, Pushing Daisies, Cold Case, Ghost Whisperer, Two and Half Man falan asla kaçırmam.


Yani öyle. Şimdi bir tanesini seçip açıp izlicem. Hoşçakalın. :)


Perşembe, Ekim 21

Dengesizim Ama Sebebi Var...

Geçen gün okuldan dönerken ilk okul arkadaşlarımdan biriyle karşılaştım. Birlikte yaşadıklarımızdan konuşa konuşa bir minibüs yolu boyunca kahkahalara boğulduk. Aralarından bir tanesini sizle paylaşmak istedim. Uzun zamandır yazı yazmıyorum zaten, gülün istedim biraz. :)

Yıllardan 2003 sanırım. Ya da her kaç ise şimdi hesap yapamayacağım. 4. sınıftaydım. Biz sınıfın kızları olarak birleşip Ayşenur'un evinde buluşmaya karar verdik. Toplam 8 kişiyiz. Evde yapmadığımız saçmalık yok. Ayşenur'un babasının gömleklerini giyip dev adam maskelerini takmadığımız falan, hiç biri kalmamış. En son buna rağmen 'sıkılıp', kendimizce bir oyun yarattık. O yaşta o akıl. Hala hayretlerdeyim .
4'erli gruplara ayrıldık. Ayşenurların bina 7 kat-asansör de var. Ve Ayşenurun bir et bebeği var. Bu resimdeki tarzda bir bebek.-tabi o kadar da güzel değil de- Herneyse oyun şöyle. 4 kişi cama çıkacak ve diğer 4 kişilik grup aşağı inecek. Ayşe'nin odasının altındaki camın altında beklerlerken yukarıdaki grup -7.kat- bebeği atacak. Sonra kronometre başlatılacak falan.... İki grup da bunu yapacak. En kısa sürede bebeği getiren kazanacak. Yıllarca düşündüm ama amacını anlayamadım. Siz sakın düşünmeyim. =D

Derken derken, sıra bize geldi. Ebru Şeyda Tuğçe ben. Aşağı indik. Yukardakiler bebeği attılar. Kafamı yukarı kaldırdım, izliyorum...
6. kat .. Allah Allah bu bina ne kadar da yüksekmiş.
5. kat .. bebek ne kadar da hızlı geliyor.
4. kat .. ulan bi dakika, burada bi terslik var.
3. kat .. yok lan geliyo işte.
2. kat .. ya bu bebek benim kafama kafama geliyo!
1. kat .. o zaman ben bir adım yana kaçayım.

Ve bebekten kaçmak için sağa doğru 1 adım attım. Kafamı kaldırdığımda ,, etrafımda yıldızlar uçuşyordu. O ara o "film şeridi" muhabbetini en doruğunda yaşadım. Gözümün önünden annemin suratı mı dersiniz, öğretmenimin bakışı mı, ablamın yüzü mü. Gözlerimi kırpıştırıp açtım. Bizim kızlar gülmekten yerlerde doğal olarak. Tabi bu doğal olarak o zaman hiç doğal değildi benim için. Çok utanmıştım anlatamam!  Sonraki tek konuşma da şuydu zaten.

T: "Merve iyi misin?"
M: "Iıı şey evet tabii."

Ulan vicdansız! 7 katlı binadan başıma kaya gibi bebek düşmüş. Beynimle bi taraflarım yer değiştirmiş, gözlerim yerlerinden çıkacak, boynuma inen ağrının ne olduğu meçhul. Kalkmış "Merve iyimsin."
Ha di ca nım. O kadar iyiyim ki beş dakika önce disko ışıkları altında hayatımı seyrettim. :d

Her ne ise. Böyle de bir anım var işte. Belki de böyle dengesiz olmamın sebebi o bebek ya da attığım o adım. Kim bilebilir... :)

Salı, Ekim 19

Boktan Başlangıçlar?

Evet sevgili blog.
Bu sıralar evde bir telaşe bir telaşe. Tanışıyoruz. Henüz toplanmaya geçmedik ama bugün yarın kolileme, poşetleme, hurçlama, kutulama işlemleri başlayacak. Gözüm nasıl korkuyor bilemezsiniz. O işler düşündükçe gözümde büyüyor, biraz da iyi oluyor. Hiç taşınmak istemememi unutturuyolar bi' nebze. Taşındığım yer oturduğum yere uzak yer değil. Aslında aynı semte bağlıyız. Ama biz o semtin meydanına minibüs ile giderken şimdi o gittiğimiz meydana taşınıyoruz. Normalde 'seviniyor olmam' lazım. Annemin ablamın dediği bu. Dedikleri yönden de kapı gibi haklılar. Buradan her yer iki vesait. Hani metrobüs olmadan kadıköyü düşünsem 4 vesait. Öyle diyim. Orada bu dalaverenin hepsi bitecek. Her yer ya tek vesait ya da yürüme mesafesi. Teyzeme tek minibüs annaneme yürüme mesafesi. Annemin laflarını aktarıyorum sizlere, onu farkettim.
Daha önce iki konuda da bahsetmiştim okul değişimimden. Hani ne bileyim, bana değişiklik pek yaramıyor sanki. Şu an burası pekala mükemmel bir yer değil, ama en azından kapıdan çıktığımda çalacak çok kapım var. Orada da olacak tabii ki zamanla, ama gözüm korkuyor işte. Elden birşey gelmez artık.
Bir ev almamız artık şart olmuştu, böyle kendimce triplere girip annemin o hayalini elinden alamam. Zaten höt desem dinlerler mi, bende ne havalara girdim. Ama bunca gecikmesinin sebebi de benim, yalan yok. Hep buralarda arattım ev, bulamadılar. Nedense yaşadığım yer kendini nişantaşı, ulus falan zannediyor. İyi bir sitede ev fiyatları tavan yapmış durumda. Her neyse olmadı işte. Oraya taşınınca batacağım ya da obez olacağım ya da ikisi de. Çünkü üst sokağımız ve bağlarbaşı caddesi ve burkerking ve bisürü mağaza.
Neyse böyle böyle sevinmeye bakacağım.
Haydin, selametle blog.

Pazartesi, Ekim 18

Yardım Çağrısı



Bana birisi yardımcı olabilir mi lütfen.
E2'de MadMen 4.Sezon fragmanında çalan şarkının adını bilen var mı?
Cidden kafayı yiyeceğim de.

Site burada, reklam videosunu buradan izleyebilirsiniz.
Bilen, bulan varsa söylesin lütfen.

- Herneyse ben buldum sonunda. Benim gibi merak eden varsa; Amerie - Gotta Work.

MKumsal Günlük Tutmasın

Şimdi şöyle;

Shudder. adlı blogu tatlı tatlı okurken son yazısı aklımda şimşekler çaktırdı. Kitaplığımı paralayıp günlüğümü bulduğum gün aklıma geldi. Ve ondan birşeyler aktarıp size 'aslında kim olduğumu' göstermek istedim.
Okurken bu kadar eğlendiğim bir defter daha yok, olamaz. Gerçi Seli'nin anket defterini okurken de baya gülmüştük. "Aslında ben çok güzelim, kirpiklerim çok güzel" modunda. Ama durun geliyorum defterimi alıp .


- İlk olarak giriş budur abi. Kapağın arka sayfasına, en girişe yani, şunu yazmışım.

Bu günlük MERVE EREM'e aittir. İzinsiz okuyan dünyanın en adi şerefsizidir.
(herkes dahil. SENDE!)

Vay be. Ne asi kızmışım vesselam. Hiddete bakın.

Sonraki sayfayı bir sözlük haline getirmişim. Bende alzaymır var biliyorsunuz, hatırlamam bi gün belki annemin babamın adını. Ondan.

Annişim: Nilgün
Ablişim benim: Deniz (ulan ablişim ne demek?)
Babişim benim: Çetin (baba, babişim? yok artık .)
Ablamın şu anki sözlüsü: Enişte (Kaan)
Abliş(büyük): Selda (enişte önce ama lütfen. ayrıca 'büyük' diye belirtmeden olur mu hiç.)
En iyi arkadaşım: Duygu    Şüphelerim var.

İşte burda merve yerlerde tepinir. Bu tam bir Agatha romanı giriş sayfası. Ne demek ya. Şüphelerim varmış. İlahi ya. Of.

BA BA BA
İlk satır ilk sayfa.
Günlük, şu an şunu düşünüyorum. İyi ki varsın.
fsdklfdsnmfkldsfsd hayır böyle palavra olamaz. Da dur lan ilk sayfa?
Bir de Ay-Gün-Hafta köşesi var. Hafta-Yerlimalı Haftası. Lütfen yani.

Altına da bi grafiti yapmışım. Öp başına koy. G kalp M kalp F kalp D. (günlükmervefıratduygu) Tanrım.

İkinci sayfanın sonuna BYE yazmışım. Düşünün ne kadar teknolojikim.

Aralık 24.
Günlüğüm seni birkaç gündür aksattığım için özür dilerim. Bugün sabah erkenden kalktım. İzlemem gereken iki çizgifilmim vardı. Winx Club ve Witch.
-Winx. Bi dakika ya. Ciddimiyim acaba. Oha. Yo yo. Ya.

Sonraki yazılar şu moda girmiş.
... kavga istiolar. ...takmıorz tabi. ..gidiom. ..geliom.

"İhlibedinin klibini izledim. Çetin Çetinkaya iğrençmiş."
fsmdaklfmdslknfdfs harbiden ne sarmıştık o şarkıya grupca.

Ah Tanrım.
"....Bugün Berkle Tuçe gopa gidelim diyolar. Bende annem izin vermez dedim. Vermezde. Ama tutturuyolar. Sanki ben istemem. Kaçalım diyolar. Ben korkarım. Hiç ama hiç kaçmadım. İi öğrenciyim ben...."
fdslkafmdslkfds geçen sene karnemdeki 19,5 gün devamsızlık geliyo gözüme. Bi gülesim geliyo bi gülesim. fmsafsddl.

"Sevgili günlüğüm bugün kurbandı. Kurban kesemedik bu sene. Gerçi hiç kesemedik. ..." fsdkfnsd ACI akıyor.

Hatta dur, asıl acı.
"...Biliyon mu yarın telefonum oluyo. Çok sevinçliyim. Basit bişey. Ben çok meraklı değilim zaten markaya. Telefon olsun da sonuçta dimi. Ama ilerde para biriktirip radiolusunu alıcam. O daha güzel. Müzik dinlerim..." Anneeeeeeeeeeeem nsadbsajkdas

Sonraki günü en iğrenç gün ilan etmişim. Paylaşamıycam lan harbiden iğrençti.

Babababa
"....kızı da kalkıp bıdbıdbıd birşeyler söyliyo. Bizde eve gidioz. Noğluyo len dedim.Annesi kalktı"Piçler" dedi. Bende Sie dedim.(siktirgit)..." paranteziçinde belirtmeden olur mu.asdmlas

Mart 4e gelmiş başlangıç şu.
Slm günlük.
Lütfen...
sonu ne dersiniz,
Offfff intaaaar etcem bee!
evet ergenliğe girmiş bulunmaktayız.

Sonra bi yerde ders Turkish demişim. Ya. Yaaa.
(şu an radyoda gülşenin süpper bi şarkısı çalıyo =)))) )

Şimdi harbiden defolup gitmek istiyorum. Saat 3 ve gözlerim önce ağlamaktan sonra gülmekten sonra da bilgisayardan mala döndü. Yarın okul var. Ama gidebileceğimi de sanmıyorum zaten.
He şimdi. Tanıdık pek bi iğrendik diyosanız, itiraz yok. İyi geceleeer.
sadkjasfka

Ekim 18


Hissetmek dediğin herkese nasip bir fiil değil.
Acınası hissetmek? İşte onu sayılı insan bilir.
Gelin beraber ölelim .?

Günün resmi.

Cumartesi, Ekim 16

Ofis?

Şimdi şu an şu dakika, ofis denilen bir kavramın ta içinedeyim. Hatta ablamın masasında, pc'den blog yazar haldeyim. Buradaki o saman altı su yolunu sizle paylaşmadan edemedim. O kadar komik bir ofis ki şurası. 5 masa var, her masadaki birbirinden -garip. Birbirleriyle sürekli kinayeli ve gıcık konuşma durumundalar. Aralarındaki diyaloglar beni benden alıyor. Ulan diyorum nasıl bir rekabet ortamıdır. Ve işin komedi yani hepsi beni seviyo taklidi yapıyor falan. Ona bayılıyorum. Hayır, işi bırakıp oyunculuğa atılsalar, iş bulurlar harbi diyorum. Patrona arkadaşını ayarlayan mı dersin, bir gün izinli diye diğerinin işini kapmaya çalışan mı. Birbirinin masasında gözü olan mı dersin, yedi yirmidört çalışır görünüp hiç birşey yapmayan mı. N diyim. Allah çalışanların hepsine sabır ve güç versin diyorum. İnsanoğlunun bol bulunduğu her alanda 2 saatten fazla bulunmak; zor zanaat.

Bilmem Kaç Sene Önce...


Biricik Mia'cım 8ex-en8 ile gelen mimiyle şöyle güzel bir yazı yazmış. Ve sonuç olarak da beni mimlemiş. Kendisine teşekkürlerimi iletir bu zor mimi seçtiği için de ayrı bir tebrik ederim. =) [dabılresmiyet]
O zaman mimime geçeyim.


Bundan 16 sene önce; ağlamak konusunda dağları deviren,
Bundan 15 sene önce; annesini biberonu kafasına vurarak uyandıran,
Bundan 14 sene önce; emziğini hozorlar kaçırdı diye kandırılarak bırakmış,

Bundan 13 sene önce; Bitlis'e gidip, akrabanın biri tarafından 18 merdiven yuvarlanan,
Bundan 12 sene önce; nur sitesine taşınıp yeni eve alışan ve öncekiyle ilgili hiç bişey hatırlamayan,
Bundan 11 sene önce; ablasını dişi sallandığı için kıskanıp ağzına yumruk atarak dişini yutmasına sebep olan,
Bundan 10 sene önce; zil çaldığında okulun bittiğini sanıp ilk tenefüste çantasını toplayarak okulun kapısına inen,
Bundan 9 sene önce; sınıfın en çalışkan kızı olan,
Bundan 8 sene önce; karşı komşusu olan küçük kızın evine "acaba yeni oyuncak almışlar mı?" düşüncesiyle giden,
Bundan 7 sene önce; gününün okul ve uykudan arta kalan kısımlarını demir yığını bir parkta takla atarak geçiren,
Bundan 6 sene önce; normalde 10 dakika olan yolunu arkadaşları için yarım saate uzatan,
Bundan 5 sene önce; korkunun çocukları ile korku romanlarına saran,
Bundan 4 sene önce; her gün Saylasıyla dersaneden kaçarak amaçsızca dobruca ara sokaklarında o'yu takip edip evini öğrenmeye çalışan,
Bundan 3 sene önce; dünyanın en kötü şeyinin sınıf arkadaşlarından ayrılması olduğunu düşünen,
Bundan 2 sene önce; latin dans dersi alan,
Bundan 1 sene önce; okul değiştirip hayatı sekteye uğrayan

biriydim ben.

Peki ya siz..?

Söz sende ™ мγdяєaм.

Beni Ağlatmak Kolaydır

The Pierces - Three Wishes
The Frames - Everytime
Rihanna & NeYo - Hate That I Love You
Lenka - Like A Song
Clare Bowditch - I Thought You Were God
Anathema - Angelica
Plain White T's - Hey There Delilah
Kate Voegele - Hallelujah
Beyonce - Broken Hearted Girls
Rosey - Love
Shakira - Hay Amores
Rihanna & Eminem - Love The Way You Lie
Starsailor - Tie Up My Hands
Katy Perry - Thinking Of You
Pixie Lott - Apologize
Pink - Family Portrait
~
Piiz - Sen Yokken
Gripin & Emre Aydın - Ben Sensiz İstanbul'a Düşmanım
Candan Erçetin - Parçalandım
Göksel - Kurşuni Renkler
Sertap Erener - Aşk
Sertap Erener - Yanarım
Piiz - Gitme Kal Bu Şehirde
Grup 84 - K.G.B.
Candan Erçetin - Meğer
Mor ve Ötesi - Cambaz
Yüksek Sadakat - Döneceksin Diye Söz Ver
Yüksek Sadakat - İhtimaller Denizi
Leman Sam - Gül Güzeli
Teoman & Şebnem Ferah - Aşk Kırıntıları
Teoman - Kupa Kızı ve Sinek Valesi
Çilekeş - Kendimden Geriye
Grup 84 - Son Mektup
Teoman & İrem Candar - Duş
Teoman & Şebnem Ferah - Mevsim Sonbahar
Şebnem Ferah - Yağmurlar
Şebnem Ferah - Mayın Tarlası
Şebnem Ferah - Bu Aşk Fazla Sana
Teoman & Şebnem Ferah - İki Yabancı


Ölürken bile yanımda ol sevgilim. Cennet bile çekilmez sensiz. Yarim sen yokken, ben her gün incitildim. Yarim sen yokken, bertaraf edildim. Parçalandım ve her bir parçamı ayrı yerde bıraktım. İçimden çıktım bugün, içimle konuştum. Ne olur aç kapıyı. Birtek sen kaldın yanımda. Mutlu gibi, umutlu gibi. Birlikte gibi. Erkeğim sendin, vazgeçtim rüyalardan. Bulutlar ağlasın sen gül güneş doğsun yeniden. Bırakmaz yakamı hiçbir aşk. Yandı dertler bitti tasa, ben kurbanım bu cambaza. İki gözüm kadar eminim sen Yoksun. Paylaşacak birşey artık yoksa, bir erkek ve bir kadın arasında. Yoktur üstüne senin güzeli çirkin yapmakta Suçuysa dünyaya atmakta. Neyin bildinki değerini, benimkini bileceksin, bunuda tabi mahvedeceksin. Aşk kanımda, kasıklarımda. Bir defa daha yazsa, bebeğim. Yağmura soyundum yavaş yavaş, damlalarda yüzmek gibisi yok. Elimden tuttuğunda öyle bir güvenmişim ki, bize birşey olmaz sanmışım. Saçların mı ıslak yoksa, ıslak mı yaşamak dedim, senin için rüzgarda hep yağmur mu var? Sonsuzluk önümdeydi hep, ama gidemedim senden uzağa. Bir batıp bir çıkıyorum, ihtimaller denizinde. Ben ne çok hata yapmışım meğer. Yenildik mi biz maziye, aç kapıyı...

Diğerlerinden;
~
A thousand miles seems pretty far
But they've got planes and trains and cars
I'd walk to you if I had no other way.
One of these days, maybe your magic won't affect me
And your kiss won't make me weak
But no one in this world knows me the way you know me
So you'll probably always have a spell on me.

And you want three wishes;
One to fly the heavens, One to swim like fishes,
And then one you're saving for a rainy day,
If your lover ever takes her love away.
If he ever tries to fucking leave again
I'mma tie him to the bed
And set the house on fire.

ve
Love I am so different than before.
der giderim.

Ağlamak isteyince, ağlamak en kolayı.
Şarkılar da ağlamanın en esaslı yardakçıları.

Cuma, Ekim 15

Gülmeli Bazen =D


Sabah uyanıp da, kendimi mutlu olmaya adadığım günler vardır. Eğer aldığım ilk nefeste aklımdan geçen bu ise, gün boyunca gerçekleşen hiçbir kötü olaya karamsarlıkla bakamam. Hep gülümserim. Bugün de o günlerden biriydi. Oysa;
+ Sabahın 9'unda uyandırıldım.
Geç kalmamam gerekmesine rağmen bugün okula geç kaldım.
+ Kapıda 50 çeşit laf yedim.
+ Sayla'mın aldığı bilekliği 2 ders boyunca kolumdan çıkarmak ve öğretmen masasında izlemek zorunda kaldım.
+ Yağmurdan dolayı uzun bir yol boyunca sıçana döndüm.
+ Saçlarımı sabah yıkamama rağmen şu an bok gibi oldular yağmurdan.
+ Minibüse bineceğim durakta dallama 9. sınıflardan biri bi köpeğe tekme attı gözümün önünde, durduğum yerde 50 tane laf saydırdım hepsini de duydu, içime su serpildi.
+ Yine ağzına kadar dolu bir minibüste eve geldim.
+ Gelir gelmez yine annemle kavga ettim.
Ama ne biliyomusunuz.
Şu an hala yavşak yavşak gülümsüyorum.
=D Tavsiye Ederim.

Perşembe, Ekim 14

Sonunda!

Karar verdim. Bunu istiyorum.
İlk gördüğümde o en üstteki love çekmişti zaten ama altın rengi diye yanaşmamıştım. Ve o ortadaki hoşlaşmadığım türden bir yüzük. Ama son gittiğimde parmağımda denedim. Üçü birlikte hoş duruyorlar. Belki arada ortalarındakini takmam. Bilmiyorum, ama çok güzel. Demek ki neymiş. Para biriktirmeye başlıyormuşuz.
  Ve uzun zamandır istediğim birşeyi de adam akıllı arayınca buldum. En yakın zamanda bir tanede ondan alacağım. Bunu muhtemelen anneme yamarım, şansım olursa. .d Neyse ki bu zamana kadar para biriktirme konusunda pek problem yaşamamışımdır. Ama bu aralar miğdem hiç durmuyor, ona bir kilit takmam gerek. =D

Çok fena mutlu taklidi yaparım.

Yazmak istediğim şeyler, arkamda uyumaya çalışan bir ablam var.
İkisinin arasında bir seçim yapmam gerek, ve ben yazmayı seçiyorum.
Yaşasın kötülük.


Artık içimdeki şu kötü düşüncelerden kurtulup olumlu şeyler yazmak istiyorum.
~
Şimdi kapatıyorum gözlerimi (yazımhatasıyapabilitemyüksek) .
Neredeyim? -- Deniz kenarında şirin bir kasaba. Sarmaşıkların her yanını sardığı bir verandada sallanan bir sandalyede oturuyorum. Elimde kitabım var. Bakirenin Aşığı. (halabitiremedimdeaklımonda) Denizin dalga sesleri elşiğinde kitap okuyorum. Kapı açılıyor.
Kim? -- Sayla. Kapıdan sevdi elinde iki kocaman bardak içecek ile geliyor. Kanka diyor al iç. Kolunun arasında da kendi kitabını sıkıştırmış. İçeceklerimizi masaya bırakıp karşıma oturuyor. Çıkartıp kitabını okumaya başlıyor. Bir süre sonra bir müzik sesi duyuyoruz.
Ne çalıyor? -- Hey Soul Sister. Train. İkimizin yüzünde de minik bir gülümseme oluşuyor. İçeceklerimizi birbirimize kaldırıp tokuşturuyoruz. Denizin sert dalgaları aksine rahatlatıyor zihinlerimizi. Akşam üzeri;
Saat kaç? -- 7 suları. Yaz. Bilmiyorum hayal ettiğim yerin saat ayarını ama güneş doğmaya yüz tutmuş. Havada hafif bir alacalık var. Mavime kırmızılar deymiş. Gülümsüyorum. İçeriden ablam sesleniyor.
Ne diyor? -- Esiyorsa gelin birşeyler alın üzerinize diyor. Anaç tavrına hep beraber gülüyoruz. Ablam bir büyük battaniyeyle çıkıyor dışarı. Ayraçlarımızı koyup dizimizin üzerindeki kitapları sehpaya bırakıyoruz. Dört kişinin rahat sığabileceği sallanan koltuğumuza geçiyoruz. Herkes battaniyeye sarılıyor.
Dördüncü kişi kim? -- Selin. Onu çok özledik hepimiz. Ama iş için haftasonu aciliyetten gitti sadece. Gelecek geri. Kariyeri parkak arkadaşım benim. Bizi o kurtaracak :d Onun da yanımızda oturuyor olmasını diliyoruz hepimiz içimizden. Sonra rüzgar esmeye başlıyor şiddetli, içeri giriyoruz. Evin girişi salon.
Salon ne renk? -- Mor ve yeşil tonları. (nedenbilmiyorumböylecanlandıgözümde) Biraz dağınık olsa da tam bizlik bir dekorasyonu var. Sevgiyle benim için muhakkak. Koltuklara yatılıyoruz, karşımızda tv. Bir film takasımız var ne izlesek diye düşünüyoruz.
Ne izliyoruz? -- Sweet November. Bilmiyorum ama aklıma ilk o geldi. Salya sümük ağlıyoruz. Sonra herkes odalarına çekiliyor.
Odam? -- Sadece bana ait. Açık mavi duvarları var. Örtüm de lilamsı tonlarda. Yastıklarım var birsürü. Yan duvarda hayalimdeki kitaplık. Biiiiir sürü kitabım var. Çoğunu okuduğum. Bir panom var duvarda. Bir sürü şey yapıştırmışım. Kocaman bir Duff posteri var, ki onsuz olmaz. Altında da albümler, kitaplar, dergilerden oluşan koleksyon bölümüm. Ve tuvalet aynamın önü de bir sürü incik cincikle dolu. Bir sürü yüzük almışım kendime (sonunda) (tabisizbenimyüzüktakıntımıbilmezsiniz). Ve bir duvarımda da bizlerin fotoğrafları. Sevginin, Elifin, Ablamın, Selinin, Tubanın... Ve bu ayrıntı da önemli. Yatmadan önce camdan bakıyorum.
Odam nereyi görüyor? Baktığım cam evin yan tarafında kalıyor. Evet denizi görebiliyorum.  Geri dönüp yatağıma giriyorum. Kolayca da uykuma dalıyorum.
Rüyamda ne görüyorum? -- Şu anki halimi. "Bunlar olsa ne kadar kötü olurdu, neyse ki şu an çok mutluyum" diyip sıyrılıyorum kabusumdan sabahleyin.


Hayallerde yaşayası geliyor insanın şimdi, yalan mı.
-Basbaya gözüm kapalı yazdım. Düzeltmeleri tabi sonradan yapıldı. :)
Herkese iyi geceler. Güzel rüyalar görün. (Tamamablanolurvurmaablatamambitti:d:D:D)

Çarşamba, Ekim 13

Pazartesi, Ekim 11

İtalya / Venice


Rialto Canal .
Gideceğim, göreceğim bu güzelliği.
Yoksa gözüm açık gider nemelazım.

Pazar, Ekim 10

Sertifika Hey Hey.


Imm sevgili blogum ve blogcu arkadaşlarım. Bugün sertifikamı alıcam. Çok heyecanlıyım niyeyse. :D
Çalışmalarımı flash disce attım yarım saate kadar çıkıp Şişli'ye kursuma gidicem.
Grafik konusundaki elimdeki ilk belge olacak bu, çok iyi bir duygu.
İstediğim şeye attığım ilk belgeli adım.
Hayırlısı olur inşallah. Şans dileyin. :)

Perşembe, Ekim 7

Bugün Çantamda Neler Var...


Günün resmi dostlar.
İyi uyuyun. Hepinize iyi bir gün dileğiyle.

Çarşamba, Ekim 6

Hey Soul Sister


Hey, hey

Your lipstick stains on the front lobe of my left side brains
I knew I wouldn't forget you, and so I went and let you blow my mind
Your sweet moonbeam, the smell of you in every single dream I dream
I knew when we collided, you're the one I have decided who's one of my kind

Hey soul sister, ain't the Mr. Mister on the radio, stereo, the way you move ain't fair, you know!
Hey soul sister, I don't want to miss a single thing you do...tonight
Hey, hey

Just in time, I'm so glad you have a one-track mind like me
You gave my life direction, a game show love connection we can't deny
I'm so obsessed, my heart is bound to beat right out my untrimmed chest
I believe in you, like a virgin, you're Madonna, and I'm always gonna wanna blow your mind

Hey soul sister, ain't that Mr. Mister on the radio, stereo, the way you move ain't fair, you know!
Hey soul sister, I don't want to miss a single thing you do...tonight

The way you can't cut a rug, watching you's the only drug I need
You're so gangsta, I'm so thug, you're the only one I'm dreaming of
You see, I can be myself now finally, in fact there's nothing I can't be
I want the world to see you be with me

Hey soul sister, ain't that Mr. Mister on the radio, stereo, the way you move ain't fair, you know!
Hey soul sister, I don't want to miss a single thing you do tonight,
Hey soul sister, I don't want to miss a single thing you do...tonight
Hey, hey

Tonight
Hey, hey

Tonight

Herve Leger

Bugün bir karar aldım ve hayallerime bir hayal daha ekledim.
Bir Herve Leger elbise almak.
İlerde çok param olduğunda. Bi gün.
Tabi bi de bi o kadar inceldiğimde.
Bakın şunlara...



Ünlülerden zaten onun elbisesini giymeyen kalmadı da onlardan fazla eklemek istemedim. Yoksa Lindsay ve Miley'in elbiseleri favorilerimdir normalde. Herneyse. O bir moda devi.